Batan Bankaların Devlete Maliyeti

Batan Bankaların devlete maliyetini merak ediyorsanız işte cevapları.
05 Şubat 2015 Perşembe 12:31


Büyük projeler eşliğinde kurulsa da hedeflerine ulaşamayan ve finansal dengeler içerisinde eriyerek yok olan yani batan bankaların maliyetlerinin dudak uçuklattığını biliyor musunuz?
Tam 25 banka battı. Bu bankaların bilanço maliyeti 30 milyar dolar… Ekonomiye ise 65 milyar dolara mal oldu. Bir de 435 bin liralık bir maliyet var. Diğer rakamların yanında adından söz bile edilemeyecek olan 435 bin liralık bu maliyet de batan bankaların batma ve çözümlenme öykülerinin yer aldığı tam 19 ciltlik kitabın maliyeti… 

Yakın geçmişte 20 bankaya Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) tarafından el kondu. 5 banka da iflas etti. Benzer kaderleri paylaşan 25 bankanın öyküsü “Raf Temizliği Projesi” kapsamında kitap haline dönüştürüldü. Kitap raflardaki yerini aldığında bu ilginç proje ile ilgili tüm gözler TMSF Başkanı Ahmet Ertürk’e çevrilmişti. Ertürk ekonominin görünmeyen yüzünü gösteren açıklamalar yapmış, yine şaşırtmayı başarmıştı.




Verdiği röportajda Ertürk’ün açıklamaları kadar telaffuz ettiği rakamlar da dikkat çekmişti. Örneğin 2009 – 2018 yılları arasında TMSF’nin borç tahsilat beklentisinin 3 milyar 336 milyon dolar olduğunu açıkladı. Bu rakam elbette devlete olan borç! Zamanında ödendiğinde Türkiye ekonomisinin büyük bir atılım sergilemekten geri kalmayacağı da aşikar.

“İmar Bankası Bunu Hak Etti”

Batan bankalar dendiğinde ilk akla gelen kuşkusuz yüz binlerce kişinin mağdur olmasına neden olan İmar Bankası oluyor. Söz konusu röportajda Ertürk bu konuya da değindi ve öyle bir açıklama yaptı ki, kulislerde uzun süre bu sözler gündemden düşmedi. O açıklamasında Ertürk şöyle konuşmuştu: “2002 – 2003 döneminde Pamukbank ve İmar Bankası’nın zor duruma düşerek TMSF tarafından yönetimine el konması dönemin en büyük operasyonu oldu. Çünkü her iki bankanın toplam bilanço büyüklüğü, zararı ve kamuya yarattığı yük TMSF’nin el koyduğu diğer bankaların toplamıyla eş değerdi. Özellikle İmar Bankası tarihe olumsuz anlamda geçmeyi tam anlamıyla hak eden bir bankaydı.”     

Özellikle “İmar’ı sihirle yönetmişler” ifadesiyle aslında yapılan yöneticilik işlemlerini en güzel şekilde özetleyen Ertürk Uzan operasyonunun TMSF’yi kamuoyuna tanıttığını da sözlerine eklemişti.
Alında Türkiye’de banka batması, halkın da ekonominin de alışkın olduğu bir vaka… 1980 öncesi liberalleşme adına alınan kararlar (24 Ocak kararları) bankacılık adına çok büyük bir değişimi de beraberinde getirmişti. Bankerler zora girmiş bu durum bankacılık sistemine de hatırı sayılır düzeyde yansımıştı. 1982 yılında bankerlerin tasfiyesine dair yasa çıkarılınca dönemin ekonomisinde büyük rolü olan İstanbul Bankası, Afyon Terakki ve Servet Bankası ve Odibank, Ziraat Bankası’na devredildi. Aynı zamanda İşçi Kredi Bankası ile Bağbank’ın tüm faaliyetleri de durduruldu.

Takvimler 1987 yılını gösterdiğinde Türkiye Öğretmenler Bankası Hazine’ye devredildi. 1951’de Denizbank, Emlakbank’a devredildi. Sadece bu devir, Hazine’ye 500 milyar liraya mal oldu. Peki, Türkiye’de bankalar neden bu kadar başarısız bir tablo çiziyor? Ekonomi uzmanlarına göre bunun tek bir nedeni var; kötü banka yönetimi!

Sonuç olarak bir bankanın batması sadece o bankanın müşterilerinin mağdur olması anlamına gelmiyor. Devlete büyük bir maliyetin doğması ve dolayısıyla 7’den 70’e herkesin mağdur olması anlamına geliyor. Devasa rakamların telaffuz edildiği bu iflas etme hikayeleri, hazırlanan 11 kg ağırlığındaki kitapla artık ölümsüzleşti. Bu kitaba yeni hikayelerin, yeni iflas öykülerinin eklenmemesi umuduyla… 

Kategori:
Etiket:

Diğer Haberler