Hukuka Aykırı Faiz Oranlarına İtiraz Usulü

Sitemize en çok gelen sorulardan biri bankalarca uygulanan fahiş faiz oranlarına ilişkindi. Bu hususu İzmir Barosu avukatlarından Ramazan Sertan Safsöz'e sorduk. Aldığımız yanıtları siz değerli okurla
11.1.2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu ile birçok konuda olduğu gibi uygulanabilecek faiz oranlarına da sınırlamalar getirildi. Ticari işler istisna olmak kaydıyla (Ticari işlere ilişkin hükümler Türk Ticaret Kanunu’nda yer almaktadır.) Türk Borçlar Kanunu’nda uygulanabilecek iki tip faiz bulunmaktadır. Bunları akdi faiz ve temerrüt faizi olarak sınıflandırabiliriz.
 



Akdi faiz borç doğduğu anda uygulanacak faiz iken temerrüt faizi borçlunun borcunu ödememesi halinde uygulanacak faizi ifade eder. Akdi faiz oranı kanunen %9'dur. Bu oran her yıl Bakanlar Kurulu Kararları ile güncellenmekte olup yaklaşık 11 yıldır değişmemiştir. Bu faiz oranı, taraflar arasında herhangi bir sözleşme olmaması halinde hüküm ifade eder. Yani aralarında borç ilişkisi kuran iki taraf bu ilişkiyi sözleşmeye dökmüşse ancak herhangi bir faiz ilişkisine yer verilmemişse, uygulanabilecek faiz oranı %9 yasal faizdir. Taraflar ise bu faiz oranını aralarında anlaşarak değiştirebilirler.

Yasal Faizin İki Katı İle Sınırlama

Bununla birlikte yeni kanun, taraflar arasında sözleşme ile belirlenebilecek akdi faiz oranına bir üst sınırlama getirmiştir. Buna göre, taraflar arasında hangi faiz oranını belirlemiş olurlarsa olsunlar, uygulanacak faiz temerrüt faiz oranı, yasal faiz oranının iki katını geçemeyecektir. Bir başka deyişle, uygulanabilecek faiz oranı en fazla olacaktır. Sözleşme ile fazlasına ilişkin konulan maddeler geçersizdir. (Kaynak: www.safsoz.av.tr )
 
Borçlar Kanunundaki bu açık ve emredici hükme rağmen, özellikle bankalarca başlatılan icra takibinde sözleşme ile belirlenen faiz oranlarının talep edildiği görülmektedir. Bu konuda bilinçsiz vatandaşlarca ise herhangi bir itiraz olmadığından çoğu zaman takip kesinleşmekte. Sadece bankalar değil, özellikle İzmir'de vadeli ev eşyası satan işyerlerince de hukuka aykırı faiz oranları talep ettiklerini gözlemlemekteyiz. Böyle bir durumda borçlularca yapılması gereken, icra takibine konu ödeme emrinin tebliğinden itibaren 7 gün içerisinde talep edilen faizin kanuna aykırı kısmına itiraz etmektir.

Yedi Gün İçinde İtiraz Edilmezse Ne Olur?

“Peki icra takibinde yer alan hukuka aykırı faize 7 gün içerisinde itiraz edilmez ve takip kesinleşirse ne olacak? İş işten geçmiş midir?” Bu sorunun yanıtı hayır ancak daha zorlu bir hukuki yol sizi bekliyor şeklindedir. Takip kesinleşmeden yapılan itiraz neticesinde uygulanan faiz kendiliğinden hükümsüz hale gelebilecekken, takibin kesinleşmesi halinde işbu faizin yasaya uygun hale getirilebilmesi için dava açma külfeti borçluya bırakılmaktadır.
 
Borçlu tarafından yapılması gereken iki farklı yol vardır. Bunlardan biri menfi tespit davası açmak diğeri ise memur muamelesine şikâyet yoluyla icra hukuk mahkemesinden faizin uyarlanmasını talep etmektir. Her iki dava da teknik hususlar içermekte olup avukat yardımı almadan yürütebilmek ne yazık ki zordur. Bununla birlikte düşük meblağlar için yapılacak başvurularda avukatların çok da gönüllü olmadıklarının bilincindeyiz.
 
Eğer açmak istediğiniz dava değeri düşükse ve süreci yönetecek bir avukat bulamıyorsanız, memur muamelesine şikâyet yoluyla faize itiraz yolunu araştırmayı deneyebilirsiniz. Zira menfi tespit davası sizin için çok daha karışık ve zor olacak, en küçük bir teknik usul hatası halinde sizleri çok daha yüksek maliyetlerle karşı karşıya bırakabilecektir.
 
Av. Ramazan Sertan Safsöz

Kategori:
Etiket:

Diğer Makaleler