Savaş Sonrası Sürecin Ekonomik Kontrolü

Savaş sonrası sürecin ekonomik kontrolü, devletler açısından İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra oldukça önem arz etmiştir. Özellikle büyük savaşlar büyük yıkımlar doğurduğu için...
Savaş sonrası sürecin ekonomik kontrolü, devletler açısından İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra oldukça önem arz etmiştir. Özellikle büyük savaşlar büyük yıkımlar doğurduğu için birlik mantığı ve gümrük anlaşmaları hız kazanmıştır.

Savaşın Ekonomiye Etkisi

İkinci Dünya Savaşı, tüm dünyanın neredeyse yerle bir edildiği tüm ekonomik sistemlerin durma noktasına geldiği ve en az 50 milyon kişinin öldüğü bir savaştır. Bu tarz büyük savaşlar dünyadaki tüm devletleri etkilemekte ve tüm devletleri savaş ekonomisini uygulamaya zorlamaktadır. Bu durum üretim çeşitliliğini azaltacağı ve ordu merkezli üretimi teşvik edeceği için ilk önce enflasyon hızla artış gösterecektir. Daha sonra karaborsacılık faaliyetleri artacak, devletin ekonomik yapısı sarsılacak ve hukuka duyulan güven azalacağı için kaos ortamı oluşacaktır.

Savaş ithalat-ihracat dengesi

Bölgesel çatışmalarda veya küçük savaşlarda ise daha çok ithalat-ihracat dengesi zarar görmektedir. Örneğin Türkiye, Ukrayna’dan aldığı ayçiçek yağını savaş nedeniyle alamamaya başladı. Bu nedenle yurt içindeki yağ ihracatını durdurma kararı alan Türkiye hükümeti, ayçiçek ekimini teşvik edecek kanun maddelerini yürürlüğe soktu.




Bir diğer örnekte ise yaptırımlar nedeniyle Rusya, Türkiye’den daha fazla sebze ve meyve alacağını duyurdu. Bu durum nedeniyle Türkiye’nin iç pazarına zarar verecek ve iç piyasadaki sebze ve meyvelerin fiyatını artıracaktır. Tabi gerekli önlemler alınırsa bu fiyat artışı kısa sürelik olacak ve Rusya ile yapılan ihracat her sene daha fazla olacaktır.

İkinci Dünya Savaşı ve Avrupa Birliği

Uzun yıllar birbirleriyle savaşan Avrupalı devletler, özellikle İkinci Dünya Savaşı sonrasında bu durumun değişmesi gerektiğine karar verdiler. Birçok konuda birlikler oluşturan Avrupalı ülkeler en sonunda Avrupa Birliği için son kararı verdiler.

Ekonomik ihtiyaçlar nedeniyle Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu olarak başlayan sürecin ana temeli Avrupa kıtasında ekonomik atılımlar yapmak ve kıtanın ekonomik büyümesini sağlamaktı. Özellikle İkinci Dünya Savaşı sonrasında ekonomi kontrolü yapmak isteyen Avrupalı devletler Avrupa Birliği’ni kurdu. Bütün devletler bir devlet haline gelince piyasalar, pazarlar, insan gücü ve üretim çeşitliliği arttı. Yani kontrollü şekilde yeni büyük bir Pazar oluşturuldu.

Cumhuriyet Dönemi ve Ekonomi Kontrolü

Türkiye halkı, Kurtuluş Savaşı’nı kazanıncaya kadar Osmanlı Devleti’nin son dönemi dahil onlarca savaşta savaşmış ve ekonomik yönden bitik haldeydi. Osmanlı Devleti’nin son döneminde sürekli para basılması enflayonu artırmış ve Osmanlı Devleti’nin parasını değersiz hale getirmişti.

Bu süreçlerin ardından başlayan Cumhuriyet’in ilk yılları son derece kontrollü ekonomik kararlarla geçmiştir. Yabancılara ait fabrikalar millileştirilmiş ve birçok ile yeni fabrikalar açılmıştır. Bu fabrikaları Türkiye Cumhuriyeti yönetmiş ve önce devletin ihtiyacı karşılanmış ardından da mallar yerli piyasaya sürülmüştür. Öte yandan ülkedeki kalifiye iş gücü Ermeni ve Rum vatandaşların elindeydi.

Ülke genelinin eğitim seviyesinin artması ve herkesin bir iş koluna kanalize olması için Köy Enstitüleri’nin açılmasına karar verilmiştir. Bir diğer hayati karar ise İzmir İktisat Kongresi’nde alındı. Karar doğrultusunda milli bir bankacılık sektörünün oluşturulması için harekete geçildi.  Avrupa Birliği ve Cumhuriyet Dönemi, ekonomi kontrolüne bakıldığında ikisi de savaş sonrası sürece denk gelmekte ve iki ayrı tarzı örneklendirmektedir.

Diğer Makaleler